Ana SayfaEğitimEğitimcilerden Bakan Tekin’e 3 yıllık eleştiri

Eğitimcilerden Bakan Tekin’e 3 yıllık eleştiri

Eğitimcilerden Bakan Tekin’e 3 yıllık eleştiri

ayaronline
Eğitim
Eğitimcilerden Bakan Tekin’e 3 yıllık eleştiri

Eğitim Sen Giresun Şube Başkanı Yıldıray Bıçak, “Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görevdeki ilk üç yılı; eğitim emekçilerinin yoksullaştığı, angarya çalıştırma ve fiili sürgün politikalarının hayata geçirildiği, milyonlarca öğrencinin bir öğün ücretsiz yemek ve temiz suya muhtaç edildiği; tarikat ve cemaatlerle yüzlerce protokolün imzalandığı, okulların hijyen sorunlarıyla ve personel yetersizliği ile boğuştuğu, eğitim sisteminin piyasalaştığı koyu karanlık bir dönem olmuştur” dedi.
Eğitim Sen Giresun Şubesi üyeleri Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görevdeki 3 yılını değerlendirmek üzere Atatürk Meydanında toplandı, Tekin’in uygulamalarına tepki gösterdiler.
Şube Başkanı Yıldıray Bıçak, yaptığı açıklamada, Yusuf Tekin’in, 4 Haziran 2023 tarihinden bu yana Milli Eğitim Bakanlığı görevini yürüttüğünü belirterek, “Peki, Yusuf Tekin kimdir? AKP zihniyetin ete kemiğe bürünmüş halidir. Öğretmenlerin hafızasında çok kötü söz ve eylemleri ile yer eden Hüseyin Çelik ve Ömer Dinçer gibi AKP eski Eğitim Bakanlarına rahmet okutacak eylemlerin uygulayıcısıdır. AKP’ye hakim olan zihniyetin yalnızca bir aparatı değil bu zihniyetin yaratıcılarındandır” diye konuştu.
“EĞİTİM ANLAYIŞININ DİNSELLEŞTİRME, PİYASALAŞTIRMA VE MERKEZİYETÇİ DAYATMALARLA KUŞATILDIĞI BİR DÖNEM OLMUŞTUR”“Yusuf Tekin’in Bakanlık koltuğunda geçirdiği üç yıl boyunca, eğitim sisteminin kamusal niteliğinin zayıflatıldığı, laiklik ilkesinin sistemli biçimde aşındırıldığı, bilimsel eğitim anlayışının ise dinselleştirme, piyasalaştırma ve merkeziyetçi dayatmalarla kuşatıldığı bir dönem olmuştur” diyen Bıçak, açıklamasına şöyle devam etti:
“Tarikat ve cemaat yapılarıyla yapılan kurumsal protokollerin savunulması, karma eğitim ilkesinin hedef alınması ve ‘ Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adı altında müfredatın ideolojik bir çerçeveye sıkıştırılması, eğitimin çocukların üstün yararını temel alan bir kamusal hak olmaktan çıkarılarak siyasal-ideolojik bir nesil yetiştirme projesine dönüştürülmek istendiğini açıkça göstermektedir.“KAMUSAL EĞİTİMİN PİYASA VE VAKIF-CEMAAT İLİŞKİLERİNE AÇILMASI BU DÖNEMİN EN SOMUT SONUÇLARIDIR”Bugün okullarımızda derinleşen eşitsizlikler, artan dinselleştirme uygulamaları, öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılması, müfredatın bilimsel içeriğinin zayıflatılması, kamusal eğitimin piyasa ve vakıf-cemaat ilişkilerine açılması bu dönemin en somut sonuçlarıdır.
Bakan Yusuf Tekin, göreve geldikten sonra katıldığı ilk TBMM bütçe görüşmelerinde tarikat ve cemaatlerle yapılan protokolleri savunmuş; bu yapıları ‘sivil toplum kuruluşu’ olarak tanımlayarak ‘Onlarla protokol yapmaya devam edeceğiz’ sözleriyle laik eğitim ilkesine açıkça meydan okumuştur. Bakan Tekin, bir soru önergesine verdiği yanıtta Bakanlığın vakıf ve derneklerle imzaladığı protokol sayısının 672 olduğunu açıklamıştır. Ancak protokol imzalanan kurumların yalnızca bir kısmının isimleri kamuoyuyla paylaşılmış; çok sayıda dini vakıf, dernek ve yapı ile yapılan protokoller ısrarla gizlenmiştir.“OKULLARIN BÜTÇELERİ YETERSİZ BIRAKILMIŞ, MALZEME TEDARİKİ BÜYÜK ÖLÇÜDE VELİLERİN SIRTINA YÜKLENMİŞTİR”Bu tablo, eğitim alanının kamu yararı ve bilimsel ölçütler yerine, siyasi iktidarın ideolojik hedefleri doğrultusunda biçimlendirildiğini açıkça göstermektedir. Okullar, çocukların özgürce düşünebildiği, sorgulayabildiği, bilimsel bilgiyle buluşabildiği kamusal eğitim kurumları olmaktan çıkarılmakta; tarikat, cemaat, vakıf ve dernek protokolleri üzerinden dinselleştirme ve ideolojik kuşatma alanına dönüştürülmektedir.”Yıldıray Bıçak, “Okulların bütçeleri yetersiz bırakılmış, temizlik personeli sorunu kalıcı hale gelmiş, temizlik malzemesi tedariki ise büyük ölçüde velilerin sırtına yüklenmiştir. Çocukların en temel insani ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan bir yönetim anlayışının eğitim sistemini getirdiği nokta ortadadır” ifadelerine yer vererek, ayrıca şu eleştirilerde bulundu:
“LAİKLİĞİN, BİLİMİN, KAMUSAL VE DEMOKRATİK EĞİTİMİN YILMAZ SAVUNUCUSU OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”“Ataması yapılmayan yüz binlerce öğretmen intihara ve güvencesiz işlerde çalışmaya itilmiş durumdadır. Okullardaki mevcut öğretmenler ise ekonomik sorunlar, mobbing ve sendikal ayrımcılık kıskacında hayatta kalma mücadelesi vermektedir. On binlerce öğretmen adayı mülakat gibi mülakat vaadiyle mağdur edilmiş, liyakat sistemi tamamen çökmüştür.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görevdeki ilk üç yılı; eğitim emekçilerinin yoksullaştığı, angarya çalıştırma ve fiili sürgün politikalarının hayata geçirildiği, milyonlarca öğrencinin bir öğün ücretsiz yemek ve temiz suya muhtaç edildiği; tarikat ve cemaatlerle yüzlerce protokolün imzalandığı, okulların hijyen sorunlarıyla ve personel yetersizliği ile boğuştuğu, eğitim sisteminin piyasalaştığı koyu karanlık bir dönem olmuştur.
Eğitim Sen olarak bizler; eğitim emekçilerinin örgütlü gücüne, velilerin ve öğrencilerin eşit, özgür ve nitelikli eğitim hakkına dayanarak, bu masalın karşısına gerçekleri koymaya ve örgütlü olduğu tüm okullarda ve işyerlerinde laikliğin, bilimin, kamusal ve demokratik eğitimin yılmaz savunucusu olmaya devam edeceğiz.”

YORUMLARYorum Yok

DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞIN

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar işaretlenmiştir.